Facebook Twitter Instagram Youtube Google

Barsak(Bağırsak) Ameliyatı

Kalın bağırsak ameliyatları sonrasında, bağırsak hareketleri başlayana dek, hastalara gıda yerine serum verilmektedir. Clevers ve Smout, ilk 24 saat içinde ince bağırsak hareketlerinin, 24-48 saat arasında mide hareketlerinin ve 48-72 saat arasında da kalın bağırsak hareketlerinin başladığını belirlemişlerdir. Hastaların genellikle, ameliyattan 2-3 gün sonra makat yolu gaz çıkarttıkları ve 4-5 gün sonra ise dışkılama yaptıkları belirlenmiştir. Ameliyat sırasında cerrahın bağırsaklar ile temas etmesi sonucunda, bağırsakta gelişen ödem sonrasında geçici olarak bağırsak hareketleri durur ve 72 saatten veya 3 gün sonra bağırsak hareketlerinin başlamamasına geçici bağırsak düğümlenmesi veya ‘’paralitik ileus’’ adı verilir. Bu sorun açık ameliyatlarda laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi ile gerçekleştirilen kapalı ameliyatlara oranla daha sık görülür. Delaney ile Kehlet ve ark. çalışmalarında, ameliyat sonrası ‘’paralitik ileus’’ tablosunun işten geri kalma dahil edilmeden, ABD ekonomisine yıllık 7.5 milyar $ yük getirdiğini hesaplamışlardır. Sarawate ve ark. çalışmasında ise ‘’paralitik ileus’’ sonucunda hasta başına tedavi maliyetinin, 4.000-9.000 $ civarında arttığını hesaplamışlardır. Ay ve ark. çalışmasında; ileri yaş, ameliyat süresinin uzaması, uzun süreli morfin veya türevi ağrı kesicilerin kullanımı ve uzun süreli nazogastik sonda kullanımı ‘’paralitik ileus’’ gelişimi için risk faktörleri olarak belirlenmiştir.

Bağırsak Ameliyatları ve Mide Sondası

Hastaların midesini istirahate almak ve ince bağırsak sıvılarının bir kısmını dışarıya almak için, sıklıkla burundan mide sondası takılabilir. Günümüzde, tıkanıklık veya bağırsak ödemi gibi durumlar dışında rutin olarak mide sondası uygulanmamaktadır. Sıklıkla, ameliyat süresince mide sondası uygulanmakta ve ameliyat bitiminde çekilmektedir. Bauer ve ark. 200 hasta üzerindeki gerçekleştirdikleri çalışmada, sindirim sistemi ameliyatı geçirecek ilk gruptaki 100 hastaya rutin olarak mide sondası yerleştirmişler ve ikinci gruptaki 100 hastaya ise mide sondası yerleştirmemişlerdir ve sonda uygulanmayan hastaların sadece % 6’sında sonradan mide sondası gerektiği belirlenmiştir. Benzer şekilde, Cheatham ve ark. konu ile ilgili 26 ayrı çalışmayı inceledikleri 4,000 olgudan oluşan meta-analizlerinde, sindirim sistemi ameliyatları sonrasında rutin olarak mide sondası kullanımı gerekmediği kararına varılmıştır.

Bağırsak Ameliyatları Sonrasında Ağrı Kontrolü

Bağırsak ameliyatları sonrasındaki dönemde ağrının morfin, diğer ağrı kesiciler ile uygun şekilde kontrolü çok önemlidir, aksi takdirde, akciğerin sönmesi (atelektazi), zatürre (pnömoni), kalp krizi ve akciğere pıhtı kaçması (pulmoner emboli) gibi sorunlara rastlanabilir. Ancak, morfin ve türevi olan ağrı kesicilerin uzun süreli ve yüksek dozda kullanılması bağırsak çalışmasını geciktirir ve bu duruma ‘’paralitik ileus’’ tablosu adı verilir. Asantila R ve ark. ile Jorgensen ve ark. çalışmalarında, belden uyuşturma veya ‘’epidural anestezi’’ uygulanması ve içine lidocaine, bupivacaine vb. lokal anestezik adı verilen bölgesel uyuşturma yapılan ilaçların eklenmesi durumunda, aynı yöntemle morfin verilen hastalara kıyasla, daha az bulantı, kusma gibi sorunların görüldüğü ve bağırsak hareketlerinin daha çabuk normale döndüğü saptanmıştır. Ameliyat sırasında başlanan ‘’epidural anestezi’’ sıklıkla ameliyat sonrasında üç gün kadar devam ettirilir. Ayrıca, hasta kontrolü ağrı yönetimi veya ‘’ağrı pompası’’ veya ‘’PCA (patient-controlled analgesia)’’ çok etkilidir, ancak PCA bileşimindeki ilaçlarda morfin oranının yoğun olması durumunda ‘’paralitik ileus’’ sorunu yine ortaya çıkar.

Bağırsak Ameliyatları ve Kan, Kan Ürünleri

Bağırsak kanseri olgularının yaklaşık % 40’ında kansızlık veya ‘’anemi’’ olduğu belirlenmiştir. Bu olgulara ameliyat öncesi, süreci ve sonrasında kan veya taze donmuş plazma, eritrosit süspansiyonu ve trombosit süspansiyonu gibi kan ürünleri ile takviye gerekebilir. Khanbhai ve ark. İngiltere’de gerçekleştirdikleri 2014 yılına ait çalışmalarında Dukes A grubundaki bağırsak kanseri olgularında % 24 ve Dukes B ile Dukes C grubundaki olgularda % 33 oranında kan gereksinimi ortaya çıktığını saptamışlardır. Demetri’nin çalışmasında, kandaki hemoglobin değerinin 2 gram kadar yükseltilmesi durumunda, kansızlık sonucunda ortaya çıkan halsizlik, bitkinlik ve nefes nefese kalma gibi belirtilerin ortadan kalktığı ortaya konulmuştur.

Bağırsak Ameliyatları ve İdrar Sistemi, Cinsel Sorunlar

Ameliyat sonrasında idrar miktarını takip edebilmek amacı ile idrar sondası takılır ve ortalama iki gün sonra alınır. Hastanın yeterli düzeyde idrar çıkartıyor olması, verilen sıvının yeterli olduğunun göstergesidir. Rektum ameliyatları (rektum kanseri, rektosel, rektal prolapsus, vb. ameliyatlar) sonrasında, mesane ve idrar yolu komşuluğu nedeniyle, idrar fonksiyonu daha geç normale döner, idrar yapma zorluğu olur ve bu hastalarda idrar sondası 4-5 gün yerinde bırakılır. Petrelli ve ark. çalışmasında, rektum kanseri ameliyatları sonrasında % 30-70 oranında idrar yapma güçlüğü görüldüğü belirlenmiştir. Özellikle, prostat sorunu olan erkeklerde idrar sondası alındıktan sonra da, mesanenin fonksiyonlarının tam olarak normale dönmesi 3-5 gün alabilir. Nalokson vb. ilaçlarla bu tür olumsuz etkiler düzeltilebilir.

Bazı rektum kanseri olgularında, tümörün eksiksiz olarak çıkartılması işlemi sırasında, çatı kemiği (pelvik) sinirlerinde hasar gelişebilir, bu durumda erkek hastalarda, % 30-40 oranında cinsel temas sırasında sertleşme veya boşalma sorunu yaşanabilir. Bu kişilerde orgazm anında, dışa boşalma olmayabilir veya çok az boşalma olabilir ki, bu durum ‘’kuru orgazm’’, ‘’kuru boşalma’’, ‘’geriye boşalma’’ veya ‘’retrograd ejakülasyon’’ olarak adlandırılır. Kadın hastalarda ise ağrılı cinsel temas, kadınlık organında kayganlaşma sorunu ve orgazm olamama gibi sorunlar ortaya çıkabildiği bilinmektedir. Ayrıca, hastanın kan sayımı, tansiyon, nabız ve ateş değerleri düzenli olarak takip edilir.

Bağırsak Ameliyatları Sonrasında Ayağa Kalkmak

Kalın bağırsak ameliyatlarından sonra, akciğere pıhtı kaçması veya ‘’pulmoner emboli’’ komplikasyonu artar. Ameliyat sonrasında hareketsizlik ile bacak toplar damarlarında pıhtı oluşur ve buradan % 10-30 olasılıkla pıhtı akciğere kaçar ve bu hastaların % 10’u ilk 24 saat içinde kaybedilir. Bu hastalara varis çorabı giydirilir, ameliyatın ertesi günü ayağa kaldırılır ve ayrıca bacak toplar damarlarında kan pıhtılaşmasını veya ‘’derin ven trombozu (DVT)’’ durumunu engellemek için kan sulandırıcı düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) adlı ilaçlar kullanılır. Torngren ve Rieger’in çalışmasında kalın bağırsak cerrahisi sonrasında düşük molekül ağırlıklı heparin kullanılırsa bacak toplar damarlarında pıhtılaşma (DVT) % 17 oranında, kullanılmadığında ise % 42 oranında belirlenmiştir. Kalın bağırsak cerrahisi sonrasında enfeksiyon gelişmezse bacak toplar damarlarında pıhtılaşmanın (DVT) % 12 oranında, enfeksiyon gelişirse % 37 oranında olduğu saptanmıştır.

Bağırsak Ameliyatı Sonrası Beslenme

Kalın bağırsak ameliyatlarından sonra, bazı cerrahlar bağırsak hareketleri başlar başlamaz hastanın beslemesine izin verirken, çoğu cerrah bağırsağın düzgün olarak çalışmasını takiben hastaya gıda vermeye başlar. Burada beklenilen, sıklıkla ameliyat sonrasındaki 2-3. günler civarında hastanın makat yolu ile gaz çıkartmasıdır.