Facebook Twitter Instagram Youtube Google

Gebelik ve Ameliyat

Gebelerde Ameliyat Yapılabilir mi?

Evet, uygun koşullar ve ortam sağlanarak, bu konuda deneyimli bir ekip tarafından yapılabilir. Burada tüm hamile kadınların ortak korkusu erken doğum ve düşük yapmaktır.

Ne Tür Durumlarda Gebelerde Ameliyat Gerekebilir?

Genelde gebelerin ortalama % 2’sinde, gebelikle ilişkili olmayan apandisit, safra kesesi, pankreas, tüpler ve yumurtalıkların hastalığı vb. nedenlerle cerrahi girişim gerekir. Ayrıca, gebelikte makat bölgesi sorunları sık olarak rastlanır.

Gebeliğin Ameliyat İçin En Uygun Dönemi Hangisidir?

Genellikle bu tür girişimlerin ikinci üç aylık dönemde (trimester) yani 4 ile 6. aylar arasında yapılması tercih edilir. İlk üç ayda bebek henüz olgunlaşma aşamasında olduğundan düşük tehdidi vardır, son üç ayda ise bebek çok büyümüş olduğundan özellikle karın içi ameliyatlar hem teknik olarak güçtür ve hem de beraberinde erken doğum tehdidini getirebilir.

Gebelikte Radyoloji Tetkikleri Yapılabilir mi?

  • Ultrasonografi: Röntgen ışınları içermez ve ses dalgaları ile çalışan ve gebelerde en güvenle uygulanan radyolojik tetkik yöntemidir.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG veya MR): Röntgen ışınları içermez ve manyetik dalgalar ile çalışan ve güvenli bir radyolojik tetkik yöntemidir. Ancak, tetkik sırasında kullanılan Gadolinium adlı ilaç bebeğe zarar verebilir.
  • Bilgisayarlı tomografi (BT): Röntgen ışınları içerir ve zorunlu olmadıkça ve gebeyi takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’nın izni olmadan kullanılmayan bir radyolojik tetkik yöntemidir. Alt karın tomografisi sırasında kişi 0.5-5 rad arasında ışın (radyasyon) alır.
  • Karın röntgeni: 0.1-0.3 rad arasında ışın alınır. Gebelerde maksimum 5-10 rad arasında ışın alınması kabul edilir.
  • Sintigrafi: Röntgen ışınları içerir ve en sık olarak Teknesyum-99 türü bir madde ile gerçekleştirilir ve 0.5 rad civarında ışın alınır.

Gebelikte Kadın Üreme Organları İle İlgili Hangi Nedenlerle Ameliyat Gerekir?

  • Yumurtalık kist ve tümörleri
  • Tüplerin dolanması
  • Tüplerin apseleşmesi
  • Büyüyen, şekil değiştiren veya iltihaplanan myomlar

Hamilelikte Kadın Üreme Organları Dışında Hangi Nedenlerle Ameliyat Gerekebilir?

  • Akut apandisit: gebeliğin ikinci üç aylık dönemde laparoskopik yöntemle apandisit ameliyatı yapılabilir
  • Akut safra kesesi iltihapları: hamileliğin ikinci üç aylık döneminde laparoskopik yöntemle safra kesesi ameliyatı yapılabilir
  • Akut pankreas iltihabı (akut pankreatit): gebelerde özellikle kandaki yağların (lipid) yüksekliğine bağlı pankreatit görülür ve bu nedenle yağdan fakir diyet önem kazanır.
  • Bağırsak düğümlenmesi: 3,000 gebeliğinde birinde görülür. Bunların % 60’ı bağırsak yapışıklığı, % 25’i bağırsağın yağlı dokusu etrafında dönmesi (volvulus) ve % 5’i ise bağırsağın iç içe geçmesi (intususepsiyon) nedeni ile görülür.
  • İltihabi bağırsak hastalığı: gebelikte iltihabi bağırsak hastalığına bağlı alevlenmeler olabilir, ancak bu olguların % 80’inin kendiliğinden gerilediği bilinmektedir.
  • Anevrizma yırtılmaları (anevrizma rüptürü)
  • Kaza sonucu iç organlarda yırtılmalar
  • Mide ve bağırsak sisteminden olan kanamalar

Apandisit Sorunu Olan Hamile Bir Kadının Ameliyat Olmaması Ne Tür Riskler Getirir?

Hamilelerde apandisit ağırlıklı olarak ikinci üç aylık dönemde (trimester) görülür. Hamilelerde olması durumunda, apandisit patlarsa (perforasyon) erken doğum ve bebek ölüm riski 4 kat artar. Bu durumda ayrıca annede de hayati risk gelişeceğini bilmekte yarar vardır. Apandisit ameliyatı sırasında bebeğin kaybedilme oranı ortalama % 3-5 civarında olup, % 20-30’a dek çıkabilmektedir. Ayrıca, % 15-45 oranında erken doğum riski mevcuttur.

Safra Kesesi Sorunu Olan Hamile Bir Kadının Ameliyat Olmaması Ne Tür Riskler Getirir?

Gebelerde % 2 oranında safra kesesi taşı ve % 7 oranında safra çamuru geliştiği ve bunların 1-8/ 10.000 oranında safra kesesinde iltihap oluşturduğu belirlenmiştir. Her safra kesesinde taş veya çamur olan hamile hastanın ameliyat olması gerekli değildir. Gebelerde safra çamurunun % 40 oranında kendiliğinden gerilediği belirlenmiştir. Ancak safra kesesi taşı belirti veriyorsa ve karın sağ üst tarafında ağrı, bulantı ve kusma benzeri yakınmalar oluşturuyorsa ve hastanın bu nedenle hastaneye başvurmasına neden olmuşsa ameliyat gerekebilir. Aynı şekilde safra kesesindeki taş veya çamurların safra kanalına düşmesi durumunda safra yolu tıkanıklığı (cerrahi sarılık veya mekanik ikter) veya pankreas iltihabı (akut pankreatit) gelişebilir ve bu durumda ERCP adı verilen endoskopik işlem ile safra yolundaki taş ve çamurları almak gerekebilir. ERCP işlemi hamile kadının, yoğun olarak ışın veya radyasyon almasına neden olabileceğinden kendisini takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, ışınların bebekte oluşturacağı zararlardan dolayı bebeğin tahliyesini isteyebilir. Gebelerde olan safra kesesi iltihaplarının (akut kolesistit), gebelik sonlanmadan % 60 oranında tekrarladığı çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Gebeliğin ilk üç ayında (trimester) safra kesesi taşlarının % 92 oranında, ikinci üç ayında % 64 oranında ve üçüncü üç ayında % 44 oranında ameliyatsız olarak tedavi edildiği bilinmektedir.

Gebe Bir Kadında Laparoskopi Ameliyatları Riskli midir?

Laparoskopi’nin ilk başladığı yıllardan kalan, gebelerin ameliyatlarında açık ameliyatların daha az riskli olduğuna ait bir inanış vardır, ancak son yıllardaki bilimsel veriler bu inanışı pek desteklememektedir. Genel olarak laparoskopi ameliyatlarında, ameliyat sonrasında görülebilen bazı sorunlara daha az rastlandığı belirlenmiştir. Bunlar arasında; bağırsak hareketlerinin daha erken sürede normale dönmesi, daha az ağrı hissedilmesi ve ağrı kesici ilaçlara daha az gereksinim duyulması, akciğerin sönmesi (atelektazi) sorununun daha az görülmesi ve ameliyat sonrası damar pıhtısı oluşumunun daha az olması sayılabilir. Günümüzde gebelerde apandisit, safra kesesi ve tüplerde olan sorunlar, deneyimli ellerde, laparoskopik yöntemle son 15-20 yıldan beri güvenle çözülebilmektedir. Laparoskopik girişimler için ideal zamanlama olarak, Amerikan Laparoskopik Cerrahi Derneği (SAGES), gebeliğin 26-28. haftaları arasını önermektedirler. Gebelerde % 0.1-0.2 oranında sıklıkla bacak damarlarında pıhtılaşma (derin ven trombozu) gözlenmektedir, laparoskopi için CO2 gazı nedeniyle damar pıhtılaşması oranının arttığı bilinmektedir. Hastalar ameliyat sırasında, bebeğin vena kava inferior adı verilen karındaki ana toplar damara basısını önlemek amacı ile sırtüstü yerine sol yan pozisyonda yatırılır. Önlem olarak bu tür gebelere ameliyat sürecinde varis çorabı giydirilir veya aralıklı basınçlı (pnömatik) sıkıştırma cihazı uygulanır. Gebelikte, apandisit, safra kesesi, böbrek, böbreküstü bezi ve dalak ameliyatları laparoskopik yöntemle güvenle gerçekleştirilebilmektedir.

Gebelikte Laparoskopi Uygulaması Olan Oluşabilen Riskler Şunlardır

  • Erken doğum riski: % 15-45 oranında
  • Düşük tehdidi: % 0-10 oranında rastlanılan bir sorundur. Wilasrusmee ve ark, apandisit tedavisi ile ilgili 11 ayrı bilimsel çalışmayı inceledikleri meta-analizde, 599 hastanın laparoskopik ve 2,816 hastanın açık teknikle apandisit ameliyatı gerçekleştirildiğini belirlemişlerdir. Bebek ölüm oranı laparoskopik olarak ameliyat edilen hastalarda iki kat daha yüksek olarak bulunmuştur.
  • CO2 yan etkileri: Laparoskopik ameliyatlarda karın içi organların daha rahat ortaya konulabilmesi amacı ile karın içine CO2gazı verilir. Karın içi basıncın verilen gaz yolu ile artmasının kalbe olan kan dönüşünün azalması ve dolayısı ile bebeğe giden kan miktarını azaltabildiği bilinmektedir. Aynı şekilde verilen CO2 gazı vücut tarafından emilerek anne ve bebekte kanda asit baz dengesi bozukluklarına neden olabildiği bilinmektedir. Genellikle, 12 mm Hg basınç ile çalışılması önerilir.
  • Rahim yaralanması: Rahmin gebeliğe bağlı olarak büyümesi nedeniyle laparoskopi trokarlarını (laparoskopik ameliyat aletlerin içine yerleştirildiği plastik borular) karına yerleştirirken rahimde yaralanma olabilir. Ancak, gebelerde bu komplikasyonu önlemek için özel trokarlar (Hasson kanülü) geliştirilmiş ve cerrahlarında bu trokarları açık görüş altında yerleştirmesi sayesinde bu komplikasyonun sıklığı %1’in altında bir değere inmiştir. Ayrıca, rahmin karın içi organları yukarıya doğru itmesi nedeniyle, gebelerin laparoskopik ameliyatlarda, deneyimli cerrahlar rahmin sınırlarını kontrol ederek, trokar giriş yerlerini değiştirir ve standart yerlerin daha yukarısından yerleştirirler.
  • Diğer yan etkiler: Ameliyat sırasında kanamaları durdurmakta kullanılabilen elektrikli koter, lazer gibi cihazların yarattığı dumandan anne ve bebek olumsuz etkilenebilmektedir.

Tüm bu belirtilen komplikasyonlara % 0-10 oranında rastlandığı bilindiğinden, gebelerde yapılacak olan laparoskopik girişimlerindeneyimle ellerde yapılması durumunda bu komplikasyonların en aza indirgeneceği bilinmelidir.

Gebelerde Kanser Görülür mü?

Gebelikte nadiren kanser görülebilir. Gebelerde en sık görülen kanserler: meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve yumurtalık kanseridir. Nadiren bağırsak kanseri ve rektum kanseri de görülebilir. Bu tür bir durumda bebeğin tıbbi tahliyesini takiben onkolojik tedaviye başlanılır.

  • Rahim ağzı kanseri: 2,000 - 10,000 gebeliğin birinde
  • Meme kanseri: 3,000 - 10,000 gebeliğin birinde
  • Yumurtalık (over) kanseri: 10,000 - 100,000 gebeliğin birinde
  • Lösemi: 75,000 - 100,000 gebeliğin birinde
  • Lenfoma: 1,000 - 6,000 gebeliğin birinde
  • Bağırsak kanseri: 13,000 gebeliğin birinde
  • Tiroid kanseri: 7,000 gebeliğin birinde
  • Habis melanom: 1,000 - 6,000 gebeliğin birinde