Facebook Twitter Instagram Youtube Google

Kanser Tedavisinde Gelişmeler

Kanser Nedir?

Hücrelerin bazı genetik veya çevresel etkenler ile normal işleyişlerinin dışına çıkarak anormal bir işlev ve çoğalma içine girmeleri sıklıkla kanser hastalığına neden olur. Habis tümör, karsinom, karsinoma, malign tümör, malignite, ca ve karsinom gibi tanımlamalar ‘kanser’ ile eş anlamlı olarak kullanılır. Kanser başlığı altında yüzden fazla hastalık yer alır.

Kanser Ne Sıklıkta Görülür?

Amerikan Kanser Enstitüsü’nün (National Cancer Insitute), ABD’de 1975-2000 yılları arasındaki dönemde ortalama olarak 100,000 nüfusta 472 kişide kanser görüldüğü ve bu oran erkeklerde 556 iken, kadınlarda 418 olarak belirlenmiştir. 2005 yılında Dünya genelinde gerçekleşen 58 milyon ölümün, 7.6 milyonunun (% 13) kansere bağlı olduğu açıklanmıştır. Aynı dönemde, kansere bağlı ölümlerin % 70’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiği belirlenmiştir. 2015 yılında 9 milyon ve 2030 yılında ise 11.4 milyon insanın kanser nedeni ile yaşamını yitirmesi beklenmektedir.

Metastaz Nedir?

Kanser hücrelerinin kaynak aldıkları doku veya organ dışına taşarak komşu veya uzak organlara sıçrama veya atlama yapmalarına verilen addır. Bu aşamaya gelmiş tümörler, son evre veya en ileri (dördüncü) evrede olarak kabul edilirler.

Ortalama yaşam süresi, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2009 yılı verilerine göre, dünya genelinde 68 yaş, gelişmiş ülkelerde 80 yaş civarında ve ülkemizde ise 75 yaş olarak belirlenmiştir (Tablo 1).

Tablo 1. 2009 yılına ait bazı ülkelerin ortalama yaşam beklentileri - Dünya Sağlık Örgütü İstatistikleri

  • ABD 79
  • Afganistan 48
  • Almanya 80
  • Avustralya 82
  • Çin 74
  • Fransa 81
  • İtalya 82
  • Japonya 83
  • Kanada 81
  • Rusya 68
  • Türkiye 75
  • Yunanistan 80

Kanser İlaçlarına Yönelik Çalışmalar

Faz 1 çalışma: bu gruptaki çalışmalar, ilacın hangi dozunun güvenli olduğu, ağız yolu, damar yolu veya kas içine mi verileceği ve ne sıklıkta verileceği gibi sorulara yanıt ararlar. Az sayıda hasta ile ve az sayıda merkezde gerçekleştirirler. İlacın dozu her defasında biraz yükseltilerek en az yen etki yaratan doz bulunmaya çalışılır.

Faz 2 çalışma: bu gruptaki çalışmalar, 100’den az sayıda hastada gerçekleştirirler.

Faz 3 çalışma: bu gruptaki çalışmalar, sıklıkla ülke çapında ve çok sayıda merkezde ve çok sayıda hasta üzerinde gerçekleştirirler.

Faz 2 çalışmaların ortalama % 70’inin Faz 3 aşamasına geçemediği bilinmektedir.

Kanser Belirteçleri Ne Amaçla Kullanılır?

Kanser belirteçleri veya diğer adı ile tümör markerları, tümörlerin belirlenmesi veya bilinen tümörlerinin nüks edip etmediğini anlamak için kullanılan testlerdir. Kanser belirteçleri, gen mutasyonu (değişim veya bozukluk), RNA, protein, karbonhidrat, lipid, moleküllerindeki değişiklikleri anlamak için kullanılırlar.

Kanser Tedavisinde Güncel Gelişmeler

Genetik yapısı değiştirilmiş virüs: Dünya genelinde kanser hastalığını durdurmak amacı ile çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalar kanser hücrelerinin damar ağını kurutmak, hücrelerin genetik yapısını değiştirmek gibi esaslara dayanmaktadır. Kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için genetik yapısı değiştirilmiş bazı virüsler de (JX-594 çiçek virüsü) kullanılmaktadır.

Mikroçip: Yakın zaman önce Münih Teknik Üniversitesinde geliştirilen bir mikroçip var olan tümörün yakınına yerleştirilmekte ve bu sayede tümörün etrafındaki dokulardaki oksijen düzeyi ölçülerek, tümörün büyüme ve genişleme hızı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu aletin ileri dönemdeki modellerinde bu mikroçipin direkt olarak kanserli dokunun olduğu bölüme ilaç vermesi hedeflenmektedir.

Altın nanopartikülleri: altın nanopartikülleri gözle görülemeyen ve moleküler düzeydeki nanoteknolojinin seri olup, kanser tanı ve tedavisinde kullanımı üzerinde çalışılmaktadır.

Kuantum partikülleri: kanser tedavisinde kuantum partikülleri ile ilgili ciddi çalışmalar mevcuttur, ancak henüz insan vücudu için ciddi zararlı (toksik) etkileri nedeniyle güncel kullanıma girmemiştir.

Alkali etkisi gösteren maddeler: tümör DNA’sında çoğalmayı engelleyerek etki ederler. Yumurtalık ve testis tümörlerinin tedavisinde yaygın olarak kullanımda olan Cisplatin alkali etkisi gösteren maddelere güzel bir örnektir.

Lipid / polimerler: bu gruptaki partiküllerin vücutta bağışıklık sistemini güçlendirdikleri bilinmektedir.

Dendrimerler: Polyamidoamine (PAMAM) dendrimerleri yaygın olarak bilinmektedir. Prostat kanserinde kullanımları için çalışılmaktadır.

Genetik analiz: Kalın bağırsak kanserlerinde 18. kromozomda SMAD4 ve SMAD2 genlerinde bozukluk olduğu bilinmektedir. Özellikle, ortalama 45 yaş civarında rastlanılan herediter nonpolipozis kolorektal kanser (HNPCC) türünde bir sorunda kalın bağırsak kanseri polip kaynaklı olmayıp kalıtsal yolla iletilmektedir.

Lazer floresans spektroskopi: Kolonoskopi içinden geçirilen bir cihaz ile özel lazer dalgaları (Raman spektroskopi, trimodal spektroskopi, 5-aminolevulinik asit veya ALA spektroskopi) ile kalın bağırsak polibi ile bağırsak kanseri ayırımı yapılabilmektedir.

Kişiye özel kanser tedavisi: Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarına bazı hastalarda yanıt alınamadığı veya direnç geliştiği bilinmektedir. Bu nedenle, günümüzde hastalarının tümör dokularında binlerce gen incelenerek, kemoterapiye yanıt verip vermeyeceği önceden araştırılmakta ve buna göre de hastaların tedavileri düzenlenmektedir. Kişiye özel tedavilerin avantajı, gereksiz yere yanıt alınmayacak kemoterapi ilaçlarının kullanılmasını engelleyecek ve bu şekilde hakikaten yararlı olacak ilaçların tercih edilmesini sağlayarak, hastalara yararlı olmayacak ilaçların yan etkilerinden kaçınılmasını sağlayacak ve dolaylı olarak ta ilaç israfını önleyecektir. Bu konuda ülkemizde de Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültelerinin işbirliği ile kişiye özel kanser tedavisi için özel bir yazılım gerçekleştirilmiştir.

Tümörün sanal ortamda incelenmesi: Tümör hücreleri tedavi öncesinde sanal ortamda üç boyutlu (3D) olarak incelenmekte ve böylelikle ameliyat tekniğinin planlaması, kemoterapi ve ışın tedavisinin (radyoterapi) hastaya vereceği yarar ve zararların önceden belirlenmesi ve tedavinin buna göre şekillendirilmesi avantajlarını getirmektedir.

Saç dökülmesi: Kemoterapi tedavisi sırasında yan etki olarak saç dökülmesi birçok hastayı huzursuz eden bir konudur. Son yıllardaki yeni kemoterapi ilaçları ile bu yan etki büyük ölçüde azalmıştır. Ayrıca, yeni devreye giren kafa derisini soğutma sistemi ile, kafadaki saçlı derideki damarların büzüşmesi sağlanarak saç dökülmesi yan etkisinin % 85 oranında azaldığı bildirilmektedir.