Facebook Twitter Instagram Youtube Google

Mide Hastalıkları

Mide Hastalıklarını 7 ana bölümde toplayabiliriz;

  • Mide Kanseri
  • Reflü
  • Gastrit
  • Hazımsızlık
  • Mide Ülseri
  • Mide yanması
  • Mide tembelliği

Mide Kanseri

Mide Kanseri dünyada akciğer kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen kanser türüdür. Her 10 kanser hastasından 1‘i mide kanseridir.Türkiye’de en sık görülen sindirim sistemi kanseri olan mide kanseri çeşitli ülkelere göre farklılıklar gösterir. Japonya’da, Latin Amerika’da diğer ülkelerden daha sıklıkla hastalığa rastlanır.

Mide kanserinin görülme sıklığı ile göç arasındaki ilişkiler, genç yaştan itibaren kanser yapıcı bir maddeye maruz kalmanın kanser oluşmasında sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu maddenin ne olduğu bilinmemekle birlikte, diyetin sorumlu olabileceği üzerinde durulmaktadır. Nişasta, turşular, tuzlanmış et ve balık gibi yiyeceklerin mide kanserleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Süt, taze sebzeler, turunçgiller, vitamin C ve soğuk gıdalarla beslenenlerde tersine olarak mide kanseri daha az görülmektedir. Alkol de zayıf bir risk faktörü iken sigara önemlidir. Lif oranı düşük gıda alımında kanser riskinde azalma olurken, çikolata ile beslenmede riskte artma olduğu gösterilmiştir. Mide kanserli hastalarda yapılan çalışmalarda, bu hastaların tuz tüketiminde artış olduğu saptanmıştır.

Reflü

Reflü kelime anlamı olarak geriye kaçış demektir. Gastroözofageal reflü; mideden (gastro) yemek borusuna (özofagus) kaçışı gösterir. Çocuklarda da sıklıkla karşılaşılan bir sorun olmakla birlikte sitemizde genellikle erişkin hastalarla ilgili bilgiler verilecektir. Reflü hastalığı Batı Avrupa ve ABD'de tıbbın en yaygın hastalığı olarak kabul edilmekle birlikte ülkemizdeki tanınma oranı çok düşüktür. Yaptığımız bir çalışmada "reflü" kelimesini duyma oranının % 0.2 olduğunu göstermiştik. Hastalık sıklığı ise ülkemizde de diğer ülkelere eşit olarak erişkinler arasında %20 oranındadır; yani her beş erişkinden birisinde reflü hastalığı vardır.

Son yıllarda kitle iletişim araçlarının yoğun ilgisi ile biraz daha fazla duyulur oldu. Her yeni duyulan hastalığın üç zamanlı bir akışı olur; önceleri kimse bilmez. Zamanla hastalık adı yayılmaya başlar ve yaygınlığı ile paralel doğru/yanlış tanılar da artar. En sonunda ülkemize ait bilimsel verilerin de ortaya koyulmasıyla gerçek sıklık, tanı ve tedavi yaklaşımları yerleşir.

Reflü şu anda yavaş yavaş ikinci aşamaya geçiyor, tanınma ve öneminin anlaşılması aşamasında. Şimdiden yanlış yere reflü tanısı koyulmuş veya başta kanser olmak üzere kulaktan dolma yanlış bilgilerle panikleyerek yardım arayanlar artmaya başladı. Sitemizde bu konuya detaylı biçimde incelemeye çalışacağız.

Hastalığın ülkemizdeki durumu hakkında yeterli veri yoktur. Yapılan bir çalışmada toplam 3.5 milyon yemek borusu-mide (özofagogastroduodenal) hastalık reçetesinden sadece %1.8'inin yemek borusu (özofagus) hastalığı grubu içerisine koyulmuştur.

Gastrit

Gastrit mide mukozasının bir çeşit inflamasyonudur (Yangı). Bu değişik etkenlerin yaptığı uyarı sonrasında beyaz kan hücrelerinin mukozada birikmesi anlamına gelir. Gastrit akut veya kronik olabilir.

Kronik gastritin en sık görülen nedenidir. HP ağız yoluyla alınarak midede yerleşen ve burada gastrit olarak adlandırdığımız bir iltihap oluşturan, spiral şeklinde bir bakteridir. Mide mukozasını örten mukus tabakasının altında yerleşerek mide asidinden ve diğer etkenlerden korunarak yaşamını sürdürür. HP hem salgıladığı toksinlerle ve hem de vücudun bakteriye karşı oluşturduğu immun yanıt (vücudun bağışıklık sisteminin bakteriye karşı oluşturduğu yanıt) sonrasında ortaya çıkan bazı maddelerle mukus tabakasını zayıflatarak mide mukozasını asit ve diğer saldırgan faktörlere duyarlı hale getirir. Gelişmekte olan ülkelerde genellikle çocukluk çağında alındığından tedavi edilmediğinde mide mukozasında hayat boyu süren bir kronik iltihaba sebep olur.Yaşlı popülasyonda daha fazla olmak üzere toplumumuzun yaklaşık %80 inin bu bakteri ile enfekte olduğu gösterilmiştir. HP enfeksiyonu ülser oluşumunda önde gelen faktörlerden biri olarak kabul edilmekle birlikte bu bakteri ile enfekte olan insanların hepsinde ülser oluşmaması ve son yıllarda giderek artan oranlarda HP negatif ülserlerin saptanması ülser oluşumunda HP yanında başka faktörlerin de etkili olduğunu düşündürmektedir.

Günümüzde HP enfeksiyonun neden olduğu kabul edilen hastalıklar şekilde görülmektedir. HP Dünya Sağlı Örgütünce (WHO) 1.derece kanserojen faktörler arasında kabul edilmiştir. Bakterinin midede varlığı endoskopik biyopsi, üre-nefes testi ve kan ve dışkıda antikor ve antijen aranması gibi testlerle gösterilebilir. Midede HP varlığı saptanan hastalarda bazı özel ilaç rejimleri kullanılarak bakteri mideden temizlenir. Bu tedavinin etkinliği %80-85 civarındadır.

Hazımsızlık

Yemeklerden yarım saat sonra hissedilen, karın üst kısımlarında ve göbek çevresindeki gerginlik ve şişkinlik şikayetlerinin çoğu -zannedildiğinin aksine- mideye bağlı değildir. Kabızlık, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin birçoğundan sorumludur.

Mide çıkışında boşaltımı engelleyen bir hastalık mevcut değil ve mide ileri derecede sarkmamış veya genişlememiş ise hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin kaynağı genellikle mide değildir. Sindirim salgılarının az salgılandığı veya barsak sistemini ilgilendiren dolaşım sisteminde yetmezliğe neden olan bazı hastalıklar çok az da olsa hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerine neden olabilir.

Hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin en sık nedeni, vücudun diğer bir kısmını ilgilendiren bir enfeksiyon hastalığı veya bir kronik hastalıktır. Bu tür hastalıklar iyi bir araştırma sonucu tanınabilir ve tedavi edilebilir. Eğer herhangi bir neden bulunamamış ve şikayetler devam ediyor ise kabızlık da değerlendirilmeye alınmalıdır. Haftada iki kez barsaklarını boşaltamayan kişi kabız sayılır. Haftada bir kez veya daha az sayıda tuvalete giden kişide ileri derecede kabızlıktan bahsedilir. Ayrıca halk arasında gizli kabızlık olarak bilinen bir kavram vardır. Bu halde kişinin hergün tuvalete gitmesine rağmen kalın barsağını yeteri kadar boşaltamaması söz konusudur.

Yenen yiyeceklerin sindirilemeyen kısımları kalın barsağa ulaşmakta ve orada bulunan bakteriler tarafından parçalanabilmektedir. Kalın barsak birbuçuk kilo kadar büyük abdesti (gaita) depolayabilmekte ve her gramında yüzlerce milyar bakteri bulunmaktadır. Bu bakteriler gaz üretmektedir. Bu gazlar ya yellenme ile yada kana geçip akciğerler veya böbrekler ile dışarı atılmaktadır. Bu nedenle günde iki litre kadar gaz üretilmesine rağmen kalın barsak içinde normal halde sadece 200 santimetreküp gaz bulunmaktadır. Kabız kişilerde barsak içinde hem daha fazla gaita hem de daha fazla gaz bulunmaktadır.

Kabız kişilerde, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin yemeklerden yarım saat kadar sonra başlaması bir tesadüf değildir. Yemekle birlikte kalın barsakta oluşan yetersiz hareketler, biriken gaitanın ve gazların sıkışmasına neden olmakta ve şikayete neden olmaktadır.Gizli kabızlıkta da aynı şikayetler olmaktadır. Kişi hergün tuvalete çıkmasına rağmen kalın barsak yeteri kadar boşalamamakta ve barsağın gaita içreriği ve gaz miktarı normalden fazla olmaktadır.

Kabızlığın neden olduğu hazımsızlık ve şişkinliğin tanınmasında kolay uygulanan bir yöntem olan "kalın barsak geçiş zamanının ölçülmesi" faydalı bilgiler vermektedir. Kabızlık tespit edilmesi halinde beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi yeterli miktarda lifli gıda alınımının sağlanması gerekmektedir.

Mide Yanması

Yemek borusunun alt kısmında, aşağı özofegal sfinkter olarak adlandırılan halka gibi bir kas vardır. Bu kas aynı bir valf gibi çalışır. Bir yiyecek yuttuğunuzda, bu halka benzeri kas yiyeceğin mideye girmesi için açılır. Bu halka daha sonra, yiyeceklerin yemek borusuna kaçmaması için kapanır. Bu sfinkter kas düzgün çalışmadığında ise, midedeki yiyecekler ve asit yemek borusuna geri döner. Yemek borusunda midedeki gibi koruyucu bir tabaka olmadığı için, asit burada acıya neden olur.

Midede, oldukça fazla miktarda asit salgılanmasına karşın,asidin zararlı etkilerinden kendini koruyacak birçok koruma mekanizması da mevcuttur. Midenin hareketleri ve içindeki basıncın artması ile mide içeriğinin yemek borusuna geçmesini engelleyen,yemek borusunun mideye giriş seviyesinde KÖS dediğimiz (Kardia özofajial Sfinkter=Yemek borusu alt ucundaki büzük) bir bölüm vardır.. Sfinkterin yeterli çalışmaması sonucunda, midenin asitli materyalinin yemek borusuna geri kaçması sonucunda mide ekşimesi ve yanması meydana gelir. Yemek borusunun içini örten iç tabakasının aside karşı kendini koruyacak yapısı yoktur. Sonuç olarak fışkıran asidin miktarı ve yemek borusu ile temasta kalma süresi gibi bazı faktörlerin etkisi ile yemek borusu iç yüzeyinin yanması sonucunda hafif kızarıklıktan derin ve kanayan ülserlere kadar değişik hasarlar görülebilir.

Yemek borusu kendi doğal hareketleri ile kendine gelen asitli içeriği mide içerisinde doğru göndermeye çalışır. Yemek borusunun buhareketlerini bozan bazı hastalıklarda hasarlar daha fazla meydana gelir.

Normal şartlarda geceleri yatarken ve yemeklerden sonra daha fazla olmak üzere günde yaklaşık on- on beş defa gözlenen normal bir olaydır. Yanmayımeydana getiren nedenlerin başında ( %65-70 ) alt yemek borusu büzüğünün yetersiz çalışması olduğu saptanmıştır. Gastro Özofajial Reflü Sendromu,(GÖRS)mide asidinin yemek borusuna doğru fışkırması sonucunda meydana gelen çeşitli durumları ifade etmek için kullanılır. Genellikle mide üzerinde veya göğsün ortasındaki kemiğin altında yanma şeklinde hissedilir. Çeneye ve boğaza yayılabilir. Bazıları boğazında acı ,ekşi, asit tadı alırlar. Hastaların bu yanma belirtileri ikisaat kadar sürebilir. Genellikle, yemek yemeyle artar.

Midenin on iki parmak bağırsağına doğru boşalmasını azaltan nedenler, mide içeriğinin yemek borusuna doğru fışkırmasını artırmaktadır.(Mide çıkış bölgesindeki darlıklar) Yaşlılarda ve özellikle hamilelerde GÖRS'e bağlı mide ekşime ve yanmasına sık rastlanılmaktadır. Mide fıtıklarında (diyaframın altında mideyi yerinde tutan bağların zayıflaması sonucu mide üst kısmının göğüs boşluğuna doğru fıtıklaşması ) GÖRS'e bağlı ekşime, yanma çok görülmektedir.

Mide Ülseri

Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Midenin iç kısmında mukusu üreten hücrelerden oluşan bir tabaka bulunur. Mukus, mideyi mide asitlerinden ve sindirim sıvılarından korur. Bu koruyucu tabaka zarar gördüğü zaman ülser ortaya çıkabilir.

Sürekli steorid içermeyen iltihap önleyici ilaçlar alanlarda, Sigara içenlerde, Kafein gibi mide asitlerinin üretimini fazlalaştıran maddeler ülser riskini yukarı çeker ve sancıyı arttırıcı maddeler olarak bilinirler. Stres de ülseri tetikleyici bir neden olarak düşünülmektedir fakat etkisi henüz ispatlanmamıştır.

Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır.

Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duyusu azalmıştır, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir.

Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir.

Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri başlangıcında teşhis edilip tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir.

  • Tedavi süresince istirahat edin.
  • Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin.
  • Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın.
  • Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın.
  • Diş sağlığına önem verin.
  • Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin

Mide Tembelliği

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır.