Facebook Twitter Instagram Youtube Google

Obezite ve Kanser

Obezite veya Şişmanlık Nedir?

Aşırı miktarda ve sağlıksız yağ birikimi olması durumuna obezite ve bu kişilere obez veya şişman denir. Obezitenin değerlendirilmesi için vücut kitle indeksi (VKİ) veya body mass index (BMİ) olarak adlandırılan, boy ve ağırlığın özel bir formül ile oranlanması sistemi kullanılır. Günümüzde erişkinlerin yaklaşık 1/3’ünde obezite veya şişmanlık görülmektedir. 6-19 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde % 15 oranında obezite görülür.

Obezite veya Şişmanlık Neden Olur?

Fazla gıda tüketimi, aşırı kalorili ve yağdan zengin gıdaların tüketimi, hareketsiz ve spordan uzak yaşam obeziteye uygun zemini hazırlar.

Obezite veya Şişmanlık ile Kanserin İlişkisi Var mıdır?

Obezite yada şişmanlık ile kanser hastalığının bilimsel kanıtlar eşliğinde, doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Calle ve ark. 2003 yılı ABD istatistiklerine göre, obezite ile erkeklerde % 52 oranında ve kadınlarda ise % 62 oranında kanser riskinin arttığı belirlenmiştir. Aynı çalışmada, kansere bağlı ölümlerin % 15-30’unun obezite ile ilgisi olduğunun üzerinde durulmuştur. Özellikle; rahim kanseri, bağırsak kanseri, meme kanseri, böbrek kanseri ve yemek borusu kanserinin hareketsizlik, obezite veya şişmanlık ile % 25-30 oranında ilişkili olduğu bilinmektedir. Bazı çalışmalarda, yumurtalık kanseri, safra kesesi kanseri ve pankreas kanseri ile şişmanlık arasında da ilişki belirlenmiştir. Östrojen, projesteron, androjen ve insülin gibi hormonların ani değişikliklerinin kansere karşı eğilimi arttırdığı düşünülmektedir. Renehan ve ark. 2008 yılında gerçekleştirdikleri çalışmalarında: obezite ile erkeklerde yemek borusu kanserinin 1.5 kat, tiroid kanserinin 1.3 kat, bağırsak kanserinin 1.2 kat; kadınlarda ise rahim kanserinin 1.6 kat, safra kesesi kanserinin 1.6 kat, yemek borusu kanserinin 1.5 kat arttırdığını yayınlamışlardır.

Obezite veya Şişmanlık ile Meme Kanserinin İlişkisi Var mıdır?

Meme kanserinin ağırlıklı olarak kalıtsal yolla edinildiği sanılmasına karşın, meme kanseri olan kadınların % 95’inde BRCA1 ve BRCA2 genlerinin etken olmadığı bilinmektedir. Obez yada şişman kişilerde, özellikle menapoz sonrasındaki dönemde meme kanseri riski yaklaşık 1.5 kat artmaktadır. Bu risk artışı, östrojen hormonu seviyelerinin şişman veya obez kişilerde, kilolu olmayanlara göre % 50-100 oranda daha yüksek olmasına bağlanmıştır. Obez veya şişman kadınlarda meme kanseri, meme dokusunun daha yoğun ve iri olmasına bağlı olarak kilolu olmayan kadınlara oranla daha ileri evrelerde belirlenmektedir. Menapoz öncesi döneminde yumurtalıklar tarafından üretilen östrojen hormonu, menapoz ile birlikte yumurtalıkların devre dışı kalması ile birlikte yağ dokusu tarafından üretilir. Menapoz için hormon kullanan kadınlarda meme kanseri riski biraz daha azalmaktadır. Menapoz döneminde yumurtalıkta östrojen (kadınlık) hormonu salgılanması biter. Alınan kilolar sonucu artan yağ kütlesi, östrojen hormonu üretiminde rol alır ve bu da meme kanseri riskini arttırır. Suzuki ve ark. 2013 yılında, 36,164 Japon kadın üzerinde yaptıkları araştırmalarında, vücut kitle indeksi (VKİ) 24’ün üzerinde olan kadınlarda meme kanseri riskinin belirgin şekilde arttığı sonucuna varmışlardır. Benzer şekilde Wang ve ark, 1992-2002 döneminde Çin’de obezitenin % 20’den % 30’a yükseldiğini ve meme kanseri olgularının % 55’inin VKİ 24’ün üzerinde olduğunu belirlemişlerdir.

Obezite veya Şişmanlık ile Rahim Kanserinin İlişkisi Var mıdır?

Obez yada şişman kişilerde, rahim kanseri riskinin, kilolu olmayan kadınlara göre, 2-4 kat arttığı bilinmekte ve bu durumdan yüksek östrojen ve insülin seviyeleri sorumlu tutulmaktadır. Rahim kanseri vakalarının % 40’ının obez yada şişman kişilerde görüldüğü bilinmektedir.

Obezite veya şişmanlık ile bağırsak kanserinin ilişkisi var mıdır?

Obez yada şişman erkeklerde, bağırsak kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Meme kanseri ve rahim kanserinden farklı olarak, kadınlardaki yüksek östrojen seviyeleri bağırsak kanseri açısından koruyucu olmaktadır. Karın bölgesindeki yağlanmanın, bağırsak kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir. Kadınlarda yağlanma daha çok kalçalarda olmasına karşın, erkeklerde yağlanmanın daha çok karın bölgesinde olduğu bilinmektedir. Giovannucci ve ark. obezite ile bağırsak kanseri riskinin 1.5 kat arttığını bildirmişlerdir.

Obezite veya şişmanlık ile böbrek kanserinin ilişkisi var mıdır?

Obez yada şişman kişilerde, kilolu olmayanlara göre böbrek kanseri riskinin 2-4 kat veya % 35’den fazla arttığı çeşitli çalışmalarla bilinmektedir.

Obezite veya Şişmanlık ile Yemek Borusu Kanserinin İlişkisi Var mıdır?

Obez yada şişman kişilerde, kilolu olmayanlara göre yemek borusu (özofagus) kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Burada etken olarak obez kişilerde gastro-özofageal reflü hastalığının daha sık olması suçlanmakta ve yemek borusuna geri tepen mide asidinin bu kansere zemin hazırladığı düşünülmektedir.

Obezite veya Şişmanlık ile Safra Kesesi Kanserinin İlişkisi Var mıdır?

Obez yada şişman kişilerde, kilolu olmayanlara göre safra kesesi kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Burada etken olarak obez kişilerde safra kesesi taşı oranının daha fazla olması gösterilmektedir. Welzel ve ark. 2011 yılına ait çalışmasında, obezite ile karaciğer kanseri ve safra kesesi kanseri riskinin 2.1 kat arttığı vurgulanmıştır.

Obez veya Şişman Kişilerde Zayıflama ile Kanser Riski Azalır mı?

Obez yada şişman kişilerde, zayıflama ile kanser riskinin azaldığına dair yeterli bilimsel kanıt yoktur. Aşırı kilolu veya şişman hastaların yaklaşık % 5-10’luk bir zayıflamaya gitmelerinin dahi sağlık açısından belirgin katkılar sağladığı bilinmektedir.

Spor Yapma ile Kanser Riski Azalır mı?

Haftada 3-4 kez yürüyüş, bağırsak kanseri riskini azaltabilmektedir. Menapoza girmiş kadınlarda günde yarım saat yürüyüş ile meme kanseri riskinin % 20 azaldığı gösterilmiştir. Chao ve ark. çalışmasında, düzenli olarak her gün bir saat spor yapan kişilerin 7 yıl boyunca izlemi sonucunda, bağırsak kanseri riskinin % 55 oranında ve rektum kanserinin % 30 oranında azaldığı saptanmıştır. Harriss ve ark. benzer şekilde, düzenli spor yapma sonucunda erkeklerde % 20 ve kadınlarda % 14 oranında kanser riskinin azaldığını bildirmişlerdir. Yine bu çalışmada, vücut kitle indeksinin 5 puan artmasının ise, kanser riskini arttırdığı rapor edilmiştir.

Türkiye’de Obezite veya Şişmanlık Artıyor mu?

Evet, son yıllarda ülkemizde obezite veya şişmanlık giderek artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2012 yılı verilerine göre, ülkemiz nüfusunun % 35’i fazla kilolu ve % 17’si obez belirlenmiştir. Ülkemizde erişkinlerde diyabet oranı % 9 (6.9 milyon) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) oranı % 26 (12.7 milyon) olarak belirlenmiştir. Yine 2012 yılı istatistiklerine göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun % 16,9'u obez ve % 33'ü fazla kilolu olarak belirlenmiştir. Erkeklerde obezite oranı % 50,5 iken kadınlarda % 49,4 olarak belirlendi. Buna karşın fazla kiloluk oranı erkeklerde % 37.3 ve kadınlarda % 28.4 olarak belirlenmiştir.

2006 yılında İstanbul’da “Avrupa obezite ile mücadele Bakanlar Konferansı” düzenlenmiş ve “Avrupa obezite ile mücadele belgesi’’ imzalanarak obezitenin evrensel bir sağlık problemi olduğuna dikkat çekilmiş, 2006 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı’nda, Obezite Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı kurulmuştur. Ülkemizde “Obezite (Şişmanlık) ile Mücadele ve Kontrol Programı (2010-2014)” hazırlanmış ve T.C. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi Bakanlıklar ve gıda sektörü gibi paydaş kurumlarla işbirliği içinde planlamalar yapıldığı belirtilmektedir.

Dünyada Obezite veya Şişmanlık Artıyor mu?

Evet, OECD ülkelerinde, 1996-2003 yılları arasındaki dönemde, 15 yaş ve üzeri nüfusta vücut kitle indeksi (VKİ) oranı 30’un üzerindeki nüfusun oranlarına bakıldığında obezitenin giderek yaygınlaştığı anlaşılabilir.

Obezite veya Şişmanlık, Hayati Tehlike Yaratır mı?

Obez yada şişman kişilerde, yaşam tehdit altına girmektedir. Bu konuda yaygın olarak kullanılan sistemlerden olan Edmonton Obezite Sınıflama Sistemi (EOSS) ile skorun artması ile birlikte ölüm riski doğduğu bilinmektedir.

  • Evre 0: obeziteye bağlı risk faktörü (tansiyon, şeker sorunu) yok
  • Evre 1: obeziteye bağlı hafif risk faktörlerinin (sınırda yüksek tansiyon, açlık şekerinin bozukluğu, karaciğer enzimlerinin yüksekliği) ve belirtilerin (nefes darlığı, eklem ağrıları, halsizlik) bulunması
  • Evre 2: obeziteye bağlı kronik hastalıkların (yüksek tansiyon, tip II şeker hastalığı, uyku apnesi, eklem bozuklukları, reflü hastalığı, polikistik over sendromu, kaygı bozukluğu) varlığı
  • Evre 3: obeziteye bağlı organ bozukluklarının (kalp enfarktüsü, kalp yetersizliği, şeker hastalığına bağlı gelişen komplikasyonlar, ileri eklem bozuklukları ve yaşamı kısıtlayıcı hastalıklar) varlığı
  • Evre 4: obeziteye bağlı şiddetli organ bozukluklarının varlığı

2011 yılında Raj Padwal ve ark. 20 yaş üzerindeki 8,143 hasta üzerinde yaptıkları çalışmada 1988-1994 ve 1999-2004 dönemlerini karşılaştırmışlardır. 1988-1994 döneminde nüfusun % 77’sinin Evre 1-2 obez sınıfına girerken, 1999-2004 döneminde nüfusun % 90’ının obez sınıfına girdiği belirlenmiştir. Evre 2-3 olan obez hastaların Evre 0-1’e göre belirgin şekilde yüksek oranda ölüm riski taşıdıkları belirlenmiştir.